Lotus'a bir kez daha nedensizce aşikar edilenler.

Lotus,

Seni tanıdığımdan beri hayatım pek yolunda değil. Ama sebebi sana olan uzaklığın  beni mutsuzluğa gömmesi olmalı. Hep uzaktan sevdiğin şeye, bir gün yakın olmak fikri, nasıl korkulu  bilir misin? Bu sıralar sana yazmayacağım desem de yüreğim burkulduğunda sende buluyorum kendimi. Artık yeni bir hikaye anlatmalısın diyorsun bana. Kuru öksürüklerden ödüm kopuyor bilmiyorsun. Öyle utanıyorum ki Lotus, kendim olmaktan. Yere bakıyorum, çok gülüyorum, yok  oluyorum yavaştan.

İnsanlardan, bana bildiğiniz sırrı söyleyin, bana zamanın hikmetini anlatın. Ben cahilim ve bu cahillik beni yaşamdan koparıyor diye bağırmak istiyorum. Oluyor mu sana da gözlerinin içine içine bakan karganın senden daha çok şey bildiği hissine kapılıyor musun? Ben bu sıralar hiç davet edilmiyorum. Uzağım hikmetli sofralardan. Çevremdekilerin dünyevi dertleri yüreğimi sıkıyor da sıkıyor. Sanki boğuluyorum parıltılı kumaşların ve şaşanın gürültüsünde. Lotus sana da oluyor mu Allah aşkına? Bana öyle uzaksın, türküler ve ninniler dağlayamıyor yüreğimi.  Bir kez olsun cevap vermeni öyle çok istiyorum ki. Ama sana çağın şartlarından en uzak usulle yazıyor olmam benim kabahatim biliyorum. Ben belki de sana ulaşamadan defaatle kayboluyorum, bu engin kalabalıkta.

"Keşke gerçekten tutkuyla sevebilseydin bir şeyi, o zaman beni bir gün bırakıp gitmeye ne kadar hevesli olduğun fikri, bu kadar sık işgal etmezdi zihnimi." demiştim bir keresinde.  Çünkü  inanıyordum şuna "Yaşamak için bir nedeni olan her türlü nasıl'a katlanabilir." O kişi hala yanımda ama hislerim de hala aynı. Ben kimseye elbise dikemeyen bir terziyim Lotus. Ben çevresi sahte ilaçlardan şifa bekleyenlerle doluyum.  Nasıl edeceğim akşamı, mühürlüyken dilim duaya. Beni artık tanıyamıyormuşsun. Ama öyledir eminim; "Yapayalnızdır hep, yalnız  kalan bir kere. Kalkar, okur, mektup yazar uzun süre." Ben artık senin için yazmıyorum.