Nedensizce dönüştüğüm şeyden korkarım.

 

Karınca eskiden böyle değildi. Çalışır çabalar, herkesin gönlünü hoş tutardı. Ama bir gün evine devler pazarından bir ayna aldı. Ayna karıncanın minicik evinin odalarından birini tamamen kaplıyordu. Odadaki ayna dışındaki bütün eşyaları çıkarmak zorunda kaldı. Hatta yatağını bile. Eski olan her şeyi de attı çöpe. Ayna öyle güzel, öyle parlaktı ki onun yanında eski olan her şey bayağı duruyor, sırıtıyordu. Karınca ilk gün aynada kendine baktığında çok şaşırdı.  Ne uzundu boyu. Ne güçlü bacakları vardı. Dişleri ne keskindi. Hele antenleri ne güzeldi. İnanmadı fakat, ilk gün karınca. Bu yüzden ertesi gün ve ondan sonraki gün gelip saatlerce izledi kendini. İşe gitmeyi unuttu. Kapısını çalan dostlara kapıyı açma zahmetinde bile bulunmadı. Kendini izlemekle meşguldü. Bu zamana kadar nasıl görmemişti kendinin bu ihtişamını, diğerleri de mi fark etmemişti. O zaman artık görmeleri gerekiyordu. Sokağa çıktı hemen. Diğerlerinin ona selam durmasını bekledi. Fakat o da ne, ne kafasını çeviren vardı ne de duraksayan. Herkes yanından yürüyüp geçiyordu. Ne ahmaktılar. İsterse onları ezebilirdi. Sizi aptal böcekler, dedi. Ben sizin denginiz değilim. Ve aynasının başına geri döndü.