Lotus'a nedensizce aşikâr edilenler.
Lotus,
Bugün yağmurlu bir gün. Ve ben kıştan kalma bir rüzgarla üşüttüm. Biraz ateşim var. Tadından bir şey anlamadığım çaylar içiyorum. Ama geçmiş olsun demene gerek yok masaya oturduğumda kemiklerimdeki o ince sızıdan ve tüm bu hastalıktan sıyrıldım sanki. Aslında mektubun gönderilmek üzere hazırdı haftanın başında. Suyun renginde bir kağıda yazmıştım. Belki de bu yüzden sana ulaştıramadan kaybettim onu. Göğe yahut denize karıştı. Biraz içim buruk bu yüzden.
Başka bir şeyden bahsedeceğim. Başıma ilginç bir şey geldi. Ölmeden önce yapılacaklar listesine intihar yazan bir kızla tanıştım bugün. Deli dolu biri değildi, hatta epey sıradan denebilir onun için. Ancak ne olmuştu da böyle bir fikre kapılmıştı anlayamamıştım. Ben insanın yaşamak için sebepler bulduğunu sanırken o ölmek için sebepler sıraladı. Sana her mektubumda biraz yaşamdan bahsediyorum sanırım. Peki ya ölüm Lotus? Onunla aramızda ne var? Bizi meçhule giden gemiye binmekten alıkoyan şey, ne garip. Yaşam fonksiyonlarının muhteşemliğinin bilimle açıklanabilir bir yanı yok, yanılıyorlar. Hele de tenden kaftanın bir insanı bu kadar güzel kılabileceği fikrine alışamıyorum. Sana gelince gözlerine aşinalığımı yitiriyor gibiyim. Bu sıralar iki şey istiyorum; o kızın yapılacaklar listesini asla tamamlamayamamasını ve seni görmeyi. Zamanı çoktan geçmiş bir şeylere takılıp kaldım belki de ben. Bitmiş bir müzikte dans etmeye çalışıyorum. Lotus, umarım her şey için hiçbir zaman geç olmaz. Ben daha yeni uyanıyorum.