Kuşlardan fazla göç ederiz bazen.
İncir ağacından düşene sakat kalır derler. Oysaki ömrüm o tüylü yaprakların içinde geçti. Bilmem kaç defa düştüm dallarından. Belki de ondandır aklımın yarımlığı. Yine de dönsem geçmişe yuvam belleyeceğim tek yer orası.
Muhakkak çocukluğumun ruhu, bir uçurtma gibi takılı kalmıştır dallarında. Ne zaman bir incir ağacı görsem ve ağzımı kamaştıran bir incir yesem, şen çocuk sesleri duyuyorum gaipten. İki çocuk tırmanıyor, kalın kabuklu gövdeyi. Oğlan ve oğlanın ayak bağı bir kız. Yavru kuşların uçmayı tam öğrenmeden terk ettiği gibi ayrılıyoruz sonra hem birbirimizden hem de göğe kurulmuş yuvamızdan. Soğuktan sıcağa bir göç değil bizimkisi. Yine de avunuyorum uçmanın getirdiği serinlik ve esenlikle.
İncir ağacından düşeni boşverin de, hatıralara takılıp düşenin yüreği sakat kalıyormuş.
7/Eylül/2017
